Pazar uyanamıyorum. Geceden kalma sarhoşluğum var biraz. Şarap ertesi güne çarpma etkilerini sürdürüyor üstümde. Tertemiz sabahlığımı çekiyorum. Zorla kahvaltı yapıyorum. Annem enfes simit almış kaşarlı. Çay da var karışık. Oh mis=) Sonra apar topar hazırlanıp alışverişe çıkıyoruz. Herkesi mutlu ediyoruz. Mustafa'ya uzun süredir istediği trenç kotu alıyoruz. Trenç kot denerken beğendiği kazak da cabası. Babam bir gömlek beğeniyor. Ben liseden beri isteyip bir türlü almaya yanaşamadığım deri montumu alıyorum. Anneme de ayakkabı alıyoruz. Benim Derimod montum ne kadar yumuşak ve güzel. Ne kadar kahve.Aşık oluyorum ona. Sevip duruyorum. Hala bi external drive alamıyorum ama. Karasızım bu konuda. Az kapasiteli taşıması kolay olanlar mı yoksa 1,5TB olup herşeyi karadelik misali yutup takoz gibi olanlarmı karar veremiyorum. Hangisi olsa ki?
Bu alışveriş faslı şekercide kendimizikaybedip binbir çeşit şeker ve çikolata almamızla bitiyor. Aşkıma da birsürü jelibon alıyorum. Hemen bitiyor ama sonra onlar okula gelince. Okulda Eren ben aşk ruting yapıyoruz. Ne can sıkıcı. Aşkla olmak güzel rut sıkıcı. Acıkıyorum da zaten. Jelibonların bir kısmını da ben yiyorum. Yedikçe de sinirleniyorum kendime. Olmaz böyle dur diyorum ama yiyorum. Bir dahaki sefere kendime not. Daha çok al=) Aşkla tango yapıyoruz. Okulda çalışma odası benim için akıl almaz bir sahne oluyor. Kollarında ben uçuyorum. Gözlerimi kapıyorum ve işte sahne ve ışıklar. Sonra koltukta buluyorum kendimi.=))) Neyse düşmeyeceğimi biliyorum kollarındayken-ne kadar korksam da bazen=D Sonra gidiyoruz. Bu arada aşk da montumu beğeniyor. Mutlucuk ben. Şehre iniyoruz. O derse ben sunuma. Arada eve uğrayıp homini gırtlak bişiler yiyorum. Sonra Harvard'da 4 kız buluşup sunum hazırlıyoruz. Aşk da dersi bitip bedemler elinde baget alamamış hayalkırıklığı ifadesiyle geliyor. O gelince sunum yalan oluyor bana. Aklım ondayken ama o burada değilken en azından işim el görüyordu. Kapıya baksam da sunumu yapıyordum. Bir de o gelince sarılmadan yanında olmadan duramıyorum. Sunumu kızlara bırakıyorum. Ama aşk göz açıp kapayana kadar gidiyor. Üzülüyorum. Sonra biz de işimizi paylaştırıp dağılıyoruz. Şeyma'nın cuma yolda kalmaısndan sonra bu sefer aküsü bitiyor. Gülüyoruz. Bu artık trajikomik. Üstümüzde karabulutlar geziyor, biz gülüyoruz. Kesin kurşun döktürmeli. =D İnanmasam da=P Sonra case ile uğraşıyorum. Cevaplar felan. Bugün hala bitmedi.
Bugünle ilgili aslında diyecek şey mutluydu güzeldi aksiliklere rağmen güzeldi. Aşk hep aklımda uzaktayken kalbimdeydi. Acaba bunu biliyor mu hep? İşte bu soru kafamı kurcalıyor. Bilse kalbinde iyi olur=) Onu çok sevdiğimi bilsin. Bugünün en güzel kısmına gelelim. Tango yapmak yurtta. İkinci en güzel kısmı Harvard'dan ayrılırken öpüşmek. Özlem, yağmur ve aşk kokan bir öpüşme. En kötü kısmı. Hep yemek yemem. Harvardda evde alışverişte eve en son gelince. Ve bir de devamlı iş yapmak. Ama aslında genel olarak güzeldi. Eh, bunu neden mi yazıyorum? Aşkım özel ders vermem en iyi olaydı diye taktı. Ona cevap yazıyorum.=D
İkinci not: Bugün seninle birlikte kalmayı ne kadar çok istediğimi yine keşfettim. Alıp başımı gitmek ve kollarında uyumak. Hatta plan yapmaya başaldım. Şirince, Eskişehir,Antalya hatta Ankara. Şöyle bir gitsek ne güzel olur=)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder